Adana Barosu Başkanlığı İnsan Hakları Komisyonumuz tarafından, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 71. yıldönümü nedeniyle yapılan basın açıklamasında, kadın ve çocuklara yönelik şiddet ve istismar vakalarına, iş kazalarından, basın özgürlüğüne, çevre hakkı ihlallerinden, faili meçhul cinayetlere kadar birçok konuya değinildi.
Adana Adliyesi Mahmut Esat Bozkurt Avukatlar Salonunda gerçekleştirilen basın açıklaması Adana Barosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanımız Av. Nurettin Tanış tarafından okundu.
Basın açıklamasını Genel Sekreterimiz Av. Semih Gökayaz, Saymanımız Av. İlknur Önal, Baro yönetim kurulu üyelerimiz, Av. Furkan Kılıç, Av. Duygu Özgüven, Av. Miyesser Erselan Önenli, Av. Mert Kuşdemir ile TBB Disiplin Kurulu Üyemiz Av. Mustafa Çinkılıç, çok sayıda meslektaşımız katıldı.
Adana Baro Başkanımız Av. Veli Küçük, açıklama öncesi
yaptığı değerlendirmede, günün anlam ve önemine değindi.
Yaşanan tüm zorlukların hukuk ve insan hakları mücadelesinden kendilerini hiçbir zaman alıkoymadığını belirten Baro Başkanımız Av. Veli Küçük, “Geçtiğimiz günlerde Sivil Toplum kuruluş temsilcileri, başkanları dahil toplam 63 kişi ‘Gösteri ve Yürüyüş Yasasına Muhalefet’ suçundan yargılandığımız davada 5’er ay hapis cezası aldık. Suçumuz neydi ? Güvenpark’taki patlamada insanlarımızın kökten dinci terör örgütü tarafından öldürülmesi ve bunu protesto etmek için basın açıklamasını yapmaktı. Gördüğünüz gibi somut örneklerden de anlaşılacağı üzere ülkemiz hak ve özgürlüklerini kullanabilme noktasında sorunlu, sıkıntılı süreçlerden geçmektedir.
Umarım ki ülkemizin aydınlık, çağdaş, güneşli güzel günlerinde hak ve özgürlükleri, insanların düşüncelerini, basın özgürlüğü noktasında bilgi edinme hakkının yaşama geçirildiği bir süreç yaşarız. Büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerini ve Cumhuriyetimizin kazanımlarını daha üst düzeyde yaşama geçirebiliriz.
Umarım ki ülkemiz daha yaşanabilir bir hale gelir. İnsan hakları denildiğinde tabi son dönemin en tartışılan konularından birisi de kadın cinayetleri.
Kadının haklarını kullanamadığı bir dönemde yaşıyoruz. Kadını evinin içerisine hapsetmeye çalışan, eşinin yanında olması gerektiğini, çocuğunun annesi olması gerektiğini ifade eden iş ve toplumsal yaşamda haklarını kullanmasını engelleyen bu karanlık dönemden geçmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Eşit birey, eşit yurttaş hak ve özgürlükleriyle kendini ifade edebilen yurttaş ve toplum olma noktasında ; bu özel günü sadece anma, olumsuzlukları yaşadıklarımızın ifadesinin ötesinde kutladığımız günler olmasını diliyorum”
Daha sonra Baromuz İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Av. Nurettin Tanış tarafından Basın açıklaması okundu.
“Bugün, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilişinin 71. yıl dönümü.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde ve aynı zamanda Anayasada ve Kanunlarda yer alan hak ve özgürlüklerin uygulamada kağıt üzerinde kaldığını, ne yazık ki hak ve özgürlüklerin çoğu zaman askıya alındığını görmekteyiz.
Hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi yönündeki çalışmalar ve yasal düzenlemeler, kağıt üzerinde kalmamalı, pratikte uygulanmalı ve demokrasinin bir gereği olarak görülmelidir.
Ne yazık ki ülkemizde devlet eli ile şiddet ortamı yaratılarak mevcut hak ve özgürlüklerden taviz verilmektedir. Hak ve özgürlükler konusunda uluslararası temel belgeleri ve ölçütleri esas alan yasal düzenlemeler uygulamada da hayata geçirilmeli, devletin tüm kurumları tarafından içselleştirilmelidir.
Bu anlamda çoğulcu ve demokratik bir Anayasaya halen ihtiyaç bulunmaktadır.
Masumiyet karinesinin görmezden gelinerek, KHK'larla ihraç edilen ve ceza yargılamasında beraat eden kişilerin görevlerine iade edilmemesi hak kayıplarına neden olmaktadır. Hukuk dışına çıkarılarak, partizan tutum sergilenmesi kabul edilemez bir durumdur. Keza;
Mültecilerin pazarlık aracı olarak kullanılması,
Gerek erkekler tarafından gerekse devlet görevlileri tarafından kadınlara uygulanan şiddet konusunda yeterli tedbirlerin alınmaması ve hatta kurumlar tarafından görmezden gelinmesi,
Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının korunmaması,
Cezaevlerinde kötü muamele ve işkencenin önlenmemesi,
Siyasi baskılar ve tutuklamaların halen devam ediyor olması,
Kayyum siyasetine devam edilerek halkın iradesine saygı gösterilmemesi,
Ekonomik sorunlara çözüm olarak vergi sisteminin ağırlaştırılması gibi konularda, devletin üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmemesi hak ihlallerine neden olmaktadır.
Avukatlık Kanunu'nun 95. maddesi Barolara "insan haklarını savunmak ve korumak" görevini vermiştir. Bizler de Adana Barosu olarak bu sorumluluğumuzun farkındayız ve hak ihlallerinin karşında olacağımızı özellikle belirtmek isteriz. 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle dünyada ve Türkiye'de insan hakları ihlallerinin olmadığı, kalıcı barışın sağlanması için herkesin üzerine düşen sorumluluğunu yerine getirmesini ve toplumun tüm kesimlerini haklarına, özgürlüklerine ve geleceklerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.”
Adana Barosu İnsan Hakları Komisyonu