“EMEK BARIŞ VE DEMOKRASİ TALEBİMİZ HAPSEDİLEMEZ” BAŞLIKLI BASIN AÇIKLAMASINDA SİVİL TOPLUM TEMSİLCİLERİNE VERİLEN HAPİS CEZALARINA TEPKİ GÖSTERİLDİ
BAŞKANIMIZ AV. VELİ KÜÇÜK;
“CEZALAR YARATILMAK İSTENEN KORKU İMPARATORLUĞUNUN ESERİDİR”
Adana Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, Ankara’da 103 kişinin yaşamını yitirdiği mitingden önce yaptıkları katılım çağrı için yargılananlara verilen cezaları yapılan basın açıklamasıyla protesto etti.
Adana’da, 10 Ekim Ankara Mitingine çağrı amaçlı 6 Ekim 2015 tarihinde DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısı yapılmak istenilen yürüyüşe polis müdahale etmişti. “2911 sayılı kanuna muhalefet etmek” ve “Polise mukavemet etmek” iddiasıyla Adana 17’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanan sendika, demokratik kitle örgütü ve siyasi parti temsilcilerine 5 yıl sonra 3,5 yıl ile 4,5 yıl arasında hapis cezaları verildi.
Adana Adliyesi Taş Bina önünde bir araya gelen Baromuz, KESK, DİSK, TMMOB, İHD, EMEP, HDP, Sol Parti, Adana Halkevi üye ve yöneticileri “Emek Barış ve Demokrasi Talebimiz Hapsedilemez” başlıklı basın açıklamasında karara tepki gösterdi.
Adana Baro Başkanımız Av. Veli Küçük, açıklamada söz aldı. Herkesin şiddete dönüşmeden ve kamusal zarara sebebiyet vermeden, bildirime ve izne gerek olmaksızın gösteri ve yürüyüş yapma hakkına sahip olduğunu belirterek “Verilen bu ceza ülkemizin içerisinden geçtiği siyasi otorite tarafından yaratılmak istenen korku imparatorluğu ikliminin muhaliflere yansıtılmasından başka bir şey değildir” dedi.
Başkanımız Av. Veli Küçük, tek adam yönetiminin bu hukuksuzluklarına teslim olmayacaklarını da ifade etti.
Basın metnini okuyan KESK Adana Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Fatma Sarıoğuz Güney, 10 Ekim Katliam davasında kamu görevlileri yargılanmadığını da hatırlatarak verilen bu cezaların barış mücadelesini geriletemeyeceğini söyledi.
“MEŞRU TALEPLERİMİZİ GERİLETEMEYECEKLER”
Basın açıklamasını okuyan KESK Adana Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Fatma Sarıoğuz Güney, “10 Ekim Ankara davasında, katliamının gerçek sorumluları, katliamda ihmali bulunan kamu görevlileri yargılama kapsamına alınmazken, ilimiz özelinde verilen cezalarla emek, barış ve demokrasi talebimiz, mahkum edilmek istenmiştir. Verilen bu cezalar, Savaşa Hayır, Barış Hemen Şimdi diyen haklı ve meşru irademizi geriletemeyecektir” dedi.
BASINA VE KAMUOYUNA
Bilindiği üzere 10 Ekim 2015 tarihi, Cumhuriyet tarihinin en karanlık, en kanlı sayfalarından biri olarak tarihte yerini almıştır. 10 Ekim 2015 günü yapılan Ankara Mitinginde, emek, barış ve demokrasi isteyenler, olabilecek en fazla sayıda katledilmek istenmiş, yüzü aşkın arkadaşımız hayatını kaybetmiş, beş yüzün üzerinde sayısız arkadaşımız yaralanmış, birçoğu uzuv kaybı yaşamıştır.
10 Ekim 2015 Katliamı, 6 Haziran 2015 Diyarbakır ve 20 Temmuz 2015 Suruç katliamlarıyla başlayan ve ardı ardına gelen IŞİD saldırılarının bir parçasıdır. Başta 10 Ekim Katliamı olmak üzere 7 Haziran 2015 ve 1 Kasım 2015 seçimleri arasında bunca katliamın neden yaşandığının cevabı verilmeden 10 Ekim Katliamının arka planı aydınlatılamayacaktır.
Katliam sonrası anket yaptırıp oylarının ne kadar arttığını sevinçle duyuranların, ‘kokteyl örgüt’ diyerek davayı sulandıranların, yol kontrollerini kaldırarak katillere adeta koridor açanların, saldırı olacağı istihbaratını tertip komitesinden gizleyenlerin, patlamanın ardından birçok kişinin yaşamının yitirmesine neden olan gaz sıkma emrini verenlerin, güvenlik tedbiri almayanların, katliamdan yıllar sonra, konuşursa birilerinin halka bakacak yüzü kalmayacağını söyleyenlerin katliamdaki rolü ortaya çıkarılmadıkça ve bunlar ceza almadıkça öfkemizi diri tutmaya devam edeceğiz.
Değerli Basın,
İlimiz özelinde; emek, meslek ve demokrasi mücadelesi veren kurumlarla birlikte 10 Ekim Ankara Mitingine çağrı amaçlı 6 Ekim 2015 tarihinde Adana ilinde bir basın açıklaması ve yürüyüş yapılmak istedik. Ancak, emniyet kuvvetlerince Anayasal yürüyüş hakkımız engellendi. Öyle ki İnönü Parkında iken polis müdahelesi gerçekleşti. Yaşanan polis şiddetinde hastaneye kaldırılan arkadaşlarımız oldu.
Emniyet Müdürlüğünce, yapılan suç duyurusu neticesinde eyleme katılan 14 (on dört) arkadaşlarımız hakkında ceza soruşturması açıldı, sonrasında 13 arkadaşımız hakkında kovuşturması evresine geçildi. 24 Kasım 2020 tarihli karar duruşmasında verilen karar ile 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Kanununa muhalefet etmek ve polise mukavemetten dolayı 11 (on bir) arkadaşımıza üç buçuk yıldan dört buçuk yıla kadar değişen sürelerle hapis cezaları verildi. Polis şiddetine maruz kalmamız ve Anayasal yürüyüş hakkımızın ihlal edilmiş olması gerçeği, her nedense görmezden gelindi.
Adana Eğitim Sen Eski Şube Başkanı Ahmet KARAGÖZ, Adana Eğitim Sen Eski Şube Kadın Sekreteri Şükran YEŞİL, Haber Sen Şube Yöneticisi Ahmet AYDOĞDU, Yapı Yol Sen Genel Merkez Yöneticisi Alaattin SÜZER, BTS Adana Şube Yöneticileri Ahmet AVŞAR ve İsmail İnanç SU, SES Adana Şube Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin ÇALI, DİSK Genel İş Şube Mali Sekreteri Abdurrahman ÇELİKER, TMMOB Adana İKK Basın Yayın Sorumlusu Necmettin Sercan ŞAHİN, EMEP Adana İl Örgütü üyesi Aydın YİĞİT, Halkevi üyesi Sinan HÜDÜR, DİP Üyesi Nihat BAYAV, Habip ALPKAYA ve Selçuk KARASU nezdinde, emek, barış ve demokrasi talebimiz soruşturma ve dava konusu olmuştur.
Yargılama sonucunda dört arkadaşımıza üç yıl altışar ay, 7 arkadaşımıza dört yıl altışar ay ceza yağdırılmıştır. Arkadaşlarımıza verilen cezalar, hepimize, mücadelemize verilmiş bir cezadır.
10 Ekim Ankara davasında, katliamının gerçek sorumluları, katliamda ihmali bulunan kamu görevlileri yargılama kapsamına alınmazken, ilimiz özelinde verilen cezalarla emek, barış ve demokrasi talebimiz, mahkum edilmek istenmiştir. Verilen bu cezalar, Savaşa Hayır, Barış Hemen Şimdi diyen haklı ve meşru irademizi geriletemeyecektir.
Değerli Kamuoyu,
Emek ve demokrasi güçleri olarak, yağdırılan cezaları asla kabul etmediğimizi, cezaları adil, hakkaniyetli ve hukuki bulmadığımızı ifade etmek istiyoruz. Cezalara karşı tüm kanun yollarına başvurmak dahil hak arama mücadelemizi yükselteceğimizin bilinmesini isteriz. Cezalara, sürgünlere, ihraçlara, baskılara boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Bu topraklara barışı, kardeşliği ve demokrasiyi getirene, alınterimizin karşılığını alana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.
Yılmadık, Yılmayacağız,
Yaşasın Fiili ve Meşru Mücadelemiz,
Yaşasın Emek Barış ve Demokrasi Talebimiz!