"SAĞLIĞIMIZI TEHDİT EDEN BU DÜZENLEME DERHAL İPTAL EDİLMELİ”
Baromuz Çevre ve Kentleşme Komisyonu, 21 Kasım 2019 tarihinde TBMM’de kabul edilen yasa ile kömürlü termik santrallerin zehir saçmaya devam edeceğini belirterek, kanunun derhal iptal edilmesi çağrısı yaptı.
Çevre ve Kentleşme Komisyonumuz tarafından yapılan yazılı açıklamada günümüzde iklim krizi olarak adlandırılan küresel ısınmanın en önemli nedenleri arasında fosil yakıt kullanımı ve havayı kirleten kömürlü termik santrallerin geldiğine dikkat çekildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Siyasi iktidar tarafından hazırlanmış olup, kamuoyunda “havayı kirletme izni” olarak bilinen ve Şubat 2019 tarihinde TBMM’de grubu bulunan beş partinin ortak kararıyla geri çekildiği halde yeniden bir torba yasa ile gündeme getirilen Madde 50 (eski Md. 45), birkaç gün önce (21 Kasım 2019) AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla kabul edilmiştir.
Kabul edilen bu madde ile 2013 tarihinde özelleştirilmiş ve daha sonra baca filtreleri kurulması ve yetersiz olanların ıslah edilmesi için santral sahiplerine milyonlarca lira para ödenmiş olan 16 adet kömürlü termik santral, çalıştıkları her gün yüzbinlerce insanın yaşamından çalmaya devam edeceklerdir.
Oysa, Anayasa’nın 56. Maddesi “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” demektedir.
Buna ek olarak sağlığa etkileri çok net ortaya konmuş, kanser yaptığı kanıtlanmış, hastalık ve sakatlıklara yol açtığı, anne karnındaki bebeği bile zehirlediği bilimsel kanıtlarla orta konmuş kirli havaya yol açan bu kömürlü termik santrallerin halk sağlığını tehdit etmesine onay vermek Anayasa’nın 56. Maddesi’nde tanımlanan ‘sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı’ ile çelişmekle birlikte, buna onay veren tıp doktorlarının yeminlerine ve hekimlik meslek etiği kurallarına ters düşmektedir.
Henüz Resmi Gazete’de yayımlanmamış, dolayısıyla kanunlaşmamış olan Madde 50 ile ilgili olarak halkın sağlığına zarar vermekten vazgeçmek için zamanımız var.
Yetkililer bu defa halkın sağlığı ve yaşam hakkı için gereğini yapmalıdırlar.
Unutulmamalıdır ki bizler ve kamuoyu bu sürecin takipçisi olacaktır.
Bilim kirli havanın sağlık üzerine etkilerini çok net ortaya koymuştur. Dünyada her yıl toplam 8 milyon insan hava kirliliği nedeniyle erken ölmektedir.
Hava kirliliğinin neden olduğu sağlık sorunları ile ilişkili en önemli gelişme ise Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ)’ne bağlı yapılardan birisi olan Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC), 17 Ekim 2013’de kamuoyu ile paylaştığı bilimsel bilgidir. DSÖ IARC’ın açıkladığı raporunda dış ortam hava kirliliğinin, akciğer kanserine neden olduğunun ve mesane kanserine yakalanma riskini arttırdığının bilimsel kanıtlarla kesin olarak ortaya konduğunu; bu nedenle hava kirliliğinin, insanda kanser yapıcı etkenler (Grup I) listesine alındığını duyurmuştur.
Güncel bilimsel çalışmalar, kirli hava solumanın, solunum ve dolaşım sistemi başta olmak üzere tüm sistemleri etkilediğini vurgulamakta, yol açtığı çok sayıda sağlık sorunu nedeniyle hastalık yükünü arttırdığını ve erken ölümlere yol açtığını bildirmektedir. Kirli hava en çok da bebek ve çocukların sağlığını, büyümesini ve gelişmesini olumsuz etkilemektedir.
ÜLKEMİZDE HAVA KİRLİDİR, KİRLİ HAVA SOLUYORUZ.
Temiz Hava Hakkı Platformu’nun yayımladığı Kara Rapor’a göre Türkiye’de 2018 yılında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ait hava ölçüm istasyonlarından, hesaplamalar için yeterli sayıda ölçüm yapılan 73 ilin 72’sinde (yüzde 98,6) hava kirlidir.
Başka bir ifadeyle bu kentlerimizde yaşayanların akciğer kanseri, solunum yolu hastalıkları başta olmak üzere, hastalanma riskleri havası kirli olmayan kentlerde yaşayanlara göre çok daha fazladır.
Son 3 yıldır hava kalitesinde hiç bir iyileşme olmayan ve ciddi hava kirliliği yaşayan 16 ilde (Afyon, Ankara, Burdur, Bursa, Çorum, Denizli, Erzincan, Mersin, Kahramanmaraş, Manisa, Mardin, Muğla, Niğde, Osmaniye, Sakarya ve Sivas) yıllık ortalama hava kirliliği (PM10) düzeyleri 90 μg/m3’e ulaşmıştır. Bu miktar DSÖ sınır değerlerinin 4,5 katıdır. Yapılan çalışmalar Türkiye’de 2017 yılında yaşanan her 100 ölümden 13’ünün başka bir ifadeyle, 50 binden fazla ölümün hava kirliliği nedeniyle gerçekleştiğini göstermektedir.”