BARODAN HABERLER

BAROMUZDAN SÖZCÜ GAZETESİ DAVASINDA GAZETECİLERE VERİLEN CEZALARA TEPKi

908 görüntülenme
28/12/2019
BAROMUZDAN SÖZCÜ GAZETESİ DAVASINDA GAZETECİLERE VERİLEN CEZALARA TEPKi

BAROMUZDAN SÖZCÜ GAZETESİ DAVASINDA GAZETECİLERE VERİLEN CEZALARA TEPKi

BAŞKANIMIZ AV. VELİ KÜÇÜK;
“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE HABER ALMA HAKKI BÜYÜK YARA ALMIŞTIR”

Baro Başkanımız Av. Veli Küçük, İstanbul 37.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017 / 84 Esas Sayılı Sözcü Gazetesi dosyasında yazarları, yöneticileri ve muhabirleri Emin Çölaşan, Necati Doğru, Mustafa Çetin, Metin Yılmaz, Yücel Arı, Gökmen Ulu ve Yonca Yücekaleli’ye terör örgütü propagandası suçundan mahkumiyet kararı verilmesine tepki gösterdi.

Baro Başkanımız Av. Veli Küçük, yaptığı yazılı açıklamasında görüş ve düşüncelerini paylaştı.

“Kurulduğu günden beri terörle mücadele eden Sözcü Gazetesi’nin yönetici, muhabir ve yazarlarına FETÖ suçlamasıyla cezalar verildi. Sözcü gazetesiyle bir biçimde FETÖ ilişkisi kurmak ve bunu yargı kararı adı altında yapmak yanlış ve vahimdir. Dolayısıyla bu karar Türkiye’de hukuk devletinin güvence altına alınamadığını göstermektedir. Somut deliller olmadan tamamen soyut bir takım iddialar ve kişisel değerlendirmeler üzerinden verilen mahkumiyet kararları ne yazık ki, basın ve hukuk tarihine kara bir leke olarak geçecektir. Maalesef hukuk, adalet ve gazetecilik yara almıştır.

Hükümetin "yargı reformu" adı altında çıkardığı paketteki maddelerin de aslında önemli unsurlar taşımadığı ve uygulanmadığı böylece tescillenmiş oldu. Adı geçen yazarların kim oldukları, geçmişleri, düşünceleri ve yazdıkları bellidir.

Mahkûmiyet hükümlerinin istinaf ve temyiz denetimleri aşamasında yeniden hukukçu ve özgürlükçü anlayışla gözden geçirilerek düzeltemedi demokrasi adına gerekliliktir. Baro olarak yargı sürecini takip edeceğiz. Resmî makamlar, savcılıklar ve yargı eliyle yaratılmak istenilen korku imparatorluğu ortamı verilen bu karar ile basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkını bir kez daha yara almıştır. Düşünce, ifade, örgütlenme ve basın özgürlüğünün yaşama geçmediği ülkede hukuk güvenliğinden ve demokrasiden söz edilemez. Olağanüstü Hal döneminin ruhunu bugüne yansıtan farklı düşünce ve seslere tahammülsüzlük ve cezalandırma bakışı artık son bulmalı, olağan normal günlere dönmeliyiz. Siyasi iktidarın gücünü baskılama, cezalandırma anlayışı ile koruma anlayışı yargı bağımsızlığını da yerle bir ederek sürmektedir.” dedi.

Diğer Haberler