BAROMUZDAN KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMUNUN FIKHİ VE DİNSEL İLKELERE DAYALI DENETÇİLİK DÜZENLEMESİNE SERT TEPKİ.
BAŞKANIMIZ AV. VELİ KÜÇÜK;
“ÜLKEMİZİN GELECEĞİNİN KARARTILMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulumunca (KGK) belirlenen etik kural ve standartlar 14 Aralık 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı.
Baromuz yayınlanan bu karara ve uygulamaya sert açıklama ile tepki gösterdi.
Baromuzun yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verilmiştir;
“Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu'na ait kurul kararı Anayasayı yok saymaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesi ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu ifade edilmesine rağmen, denetçilerin belirlenen etik kuralların fıkıh, Kur-an’ı Kerim’den ayetler ve hadis kriterlerine göre yapılması anayasaya aykırılık teşkil etmektedir.
Bu kararı ibret ve şaşkınlıkla izliyoruz. Bu düzenleme 96 yıllık Cumhuriyet kazımınlarına aykırı olduğu gibi laik bir ülkede düpedüz şeriat ilke ve kurallarının ilan edilmiş olmasından başka bir adım olamaz! Açıkça Anayasamızı yok saymaktır.
Yine Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 11. maddesine göre Anayasa hükümleri; yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
26.09.2011 tarihinde 660 sayılı KHK ile Uluslararası Standartlarla uyumlu Türkiye Muhasebe Standartlarını oluşturmak ve yayımlamak, bağımsız denetimde uygulama birliğinin tesisi amacı ile kurulan "Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu" bir kamu tüzel kişisidir. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun 30978 sayı, 1247 karar numaralı, 14.12.2019 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan kararı en üst norm niteliğine haiz, kendisi de dahil tüm kurum ve kişilerin bağlı olduğu Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına açıkça aykırıdır.
Anayasada belirtilen Cumhuriyetimizin temel niteliklerini, kurulduğu ülkenin yasalarını ve rejim gerçekliğini yok sayan, Devletimizin bir hukuk devleti olduğu gerçekliğinden uzak söz konusu karar karşısında, bu kurumun tasfiyesi ile karara imza atanların derhal görevden alınmaları dahil haklarında yasal işlemlerin yapılması hukuki bir gerekliliktir.
Anayasaya ve yasalara aykırı bu kararın, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 07.10.1920 de kurulan, temel nitelikleri Anayasa ile belirlenen, Devletimizin yayın organı olan Resmi Gazete de yayınlanması, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna giden yolda Anayasamız ile teminat altına alınan tüm üstün değerlere aykırı olup, hukuk birliğini yok sayan ve Anayasa’yı ihlal eden bu düzenleme asla kabul edilemez.
Ancak, son dönemlerde eğitimde, yönetimde, ekonomide ve yaşamın her alanında laik hukuk devletinin gözardı edilmesine ilişkin söylemler ve uygulamalar giderek artmaktadır.
Adana Barosu olarak, Cumhuriyetimizin 96 yıllık kazanımlarına büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün değerlerine, laik demokratik hukuk devleti ilkelerine hiç ödün vermeden kararlılıkla sahip çıkacağımızı ve aydınlık ve güneşli günlere olan inancımızla mücadeleye devam edeceğimizi kamuoyu ile paylaşırız.
Saygılarımızla.”
Adana Barosu Başkanlığı