“TEMİZ HAVA YAŞAM HAKKININ TEMİNATIDIR”
Baromuz Çevre ve Kentleşme Komisyonu, her yıl kış aylarında öldürücü etkisi artan hava kirliliğine işaret edip, yetkilileri engelleme ve önlem alma konusunda uyardı.
Çevre ve Kentleşme Komisyonumuz tarafından yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi;
“DURUM VAHİM”
“Ne yazık ki hiçbir yıl hava kirliliğini engellemeye dair somut bir adım atılmıyor. Her yıl komisyonumuz Valilik ölçüm istasyonu verilerini takip ederek, soluduğumuz havanın ne kadar zehirli olduğuna dair bilgilendirmesini kamuoyuna sunmaktadır.
Geçmiş yıllara dair açıklamalarımıza ve ölçüm değerlerine sitemizden erişebilirsiniz. Bu yılki ölçümlere bakacak olursak durumun yine vahim olduğunu göreceğiz. Verileri incelemese dahi her bir kent sakini akşam saatlerinde şehrin üzerine bir karabasan gibi çökmüş olan, görüş mesafesini azaltacak derecede sise dönüşmüş hava kirliliğinin farkındadır.
Devletin resmi internet sitesi olan “www.havaizleme.gov.tr “ den saat 22.00 itibariyle aldığımız verilere göre;
- Adana Valilik ölçüm istasyonu- pm (10 ) 610 ug / m3 ( 10 mikron partikül madde -metreküpde 610 mikrogram )
-Adana Meteoroloji ölçüm istasyonu -pm (10 ) 793 ug / m3 ( 10 mikron partikül madde -metreküpte 793 mikrogram ) olmuştur.
20 Aralık Cuma günü ise Adana Valilik ölçüm istasyonu- pm (10 ) 871,8 ug / m3 ( 10 mikron partikül madde -metreküpde 871,8 mikrogram çıkmıştır!
Ölçüm verilerinden de görüldüğü üzere Adana için alarm zilleri çalıyor ne yazık ki herkes bu öldürücü kirlilik içinde yaşamaya devam ediyor. Bu kirlilik sadece kentimizi değil, Türkiye’nin onlarca ilini tehdit ediyorken ulusal önlem alınması gerekli en acil işlerden biri haline gelmiştir.”
Çevre ve Kentleşme Komisyonumuz, TTB’nin de bileşeni olduğu Temiz Hava Hakkı Platformu’nun yayımladığı Kara Rapor’a göre Türkiye’de 2018 yılında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ait hava ölçüm istasyonlarından, hesaplamalar için yeterli sayıda ölçüm yapılan 73 ilin 72’sinde (yüzde 98,6) havanın kirli olduğuna belirterek, Başka bir ifadeyle bu kentlerimizde yaşayanların akciğer kanseri, solunum yolu hastalıkları başta olmak üzere, hastalanma riskleri havası kirli olmayan kentlerde yaşayanlara göre çok daha fazladır. Yapılan çalışmalar Türkiye’de 2017 yılında yaşanan her 100 ölümden 13’ünün başka bir ifadeyle, 50 binden fazla ölümün hava kirliliği nedeniyle gerçekleştiğini göstermektedir.
Hava kirliliği yalnızca kış aylarında değil küresel iklim değişikliğine sebep olan aşırı karbon salınımı nedeniyle yılın her günü mevcut ve önemli bir sorun. Fakat kış aylarında yukarıda belirttiğimiz verilerle de görüleceği üzere daha ölümcül bir hale bürünüyor. Baromuz 18 Kasım günü bu konuda da uyarı yaparak ( https://www.adanabarosu.org.tr/…/baromuz-cevre-ve-kentlesme… ) kış mevsimine girdiğimiz günlerde soğuktan korunmak için ücretsiz dağıtılan kömürlerin hava kirliliği ile birlikte intihar vakalarını daha da arttırabileceğine, verilerin başta kanser olmak üzere bir çok hastalığa davetiye çıkardığına dikkat çekmiştik.
“GÜNEŞ ENERJİSİ ÜRETEN PANELLER KURULMALIDIR”
Geldiğimiz aşama açıklama ve tespitlerin haklılığını göstermekteyse de somut adımlar atılmaması kentte yaşayan herkes için kaygı vermektedir. Isınma amaçlı kömür kullanımına bağlı olarak da artan hava kirliliği için yoksul ailelere kömür dağıtımı yapmak yerine indirimli elektrik verilmesi sağlanmalıdır. Güneşli gün sayısı bakımından zengin olan kentimizde yerel yönetimlerle işbirliği yapılarak yoksul halkın elektrik ihtiyacını karşılayabilecek, elektrik üreten güneş enerjisi panelleri kurulmalıdır. Kömür dağıtımı için ayrılan kamu kaynakları havayı kirletmeyen güneş enerjisi panellerine aktarılarak, kömürsüz ısınma sağlanmalı ve hava kirliliğinin kömür kaynaklı ısınma faktörü derhal engellenmelidir.
“TEMİZ HAVA YAŞAM HAKKININ TEMİNATIDIR”
Hava kirliliğine maruz kalmadan, temiz çevrede yaşama hakkı devletin vatandaşlara sağlamakla yükümlü olduğu birincil derecedeki haklardandır, çünkü bu hak yaşam hakkının teminatıdır. Paylaştığımız şu habere bakılacak olursa “https://www.theguardian.com/…/dutch-supreme-court-upholds-l…” Hollanda yüksek mahkemesi, ülke hükümetinin karbon emisyonlarını azaltmak için daha fazlasını yapması gerektiğine, hükümetin iklim değişikliği karşısında insan haklarını korumak için birincil yükümlülüklere sahip olduğuna ve 2020 yılı sonuna kadar emisyonları 1990 yılındaki seviye kıyasla en az % 25 azaltması gerektiğine hükmetmiştir. Hollanda ilk ulusal iklim mevzuatını 2018'de yayınlamıştı, paylaştığımız bu mahkeme kararı sonrasında kararın gereği olarak 2030 yılı için bir karbon planı yayınlamış ve önümüzdeki yıl ilk kömür tesisini kapatma kararı almıştır.
Bu karar ülkemiz için de emsal alınacak bir karardır. Hava kirliliği ile mücadele için acil önlem programları geliştirip uygulamaya koymalı, sağlıklı ve temiz havada yaşayabilmenin teminatı olmak üzere yasal düzenlemeler yapılmalı, bu amaçla yerel yönetimlerden, kamu kurumlarına ülke çapında acil eylem kararları alınmak üzere harekete geçilmelidir.”