BARO BAŞKANIMIZ AV. VELİ KÜÇÜK, KOZMİK RADYO’NUN CANLI YAYIN KONUĞU OLDU.
Baro Başkanımız Av. Veli KÜÇÜK, Kozmik Radyo’da Hülya EKMEKÇİ, Murat YILDIZ ve Erol SAYLAN’ın moderatörlüğündeki "Bizim BAB-I ÂLİ” programının canlı yayın konuğu oldu.
www.kozmikradyo.com adresinden yayınlanan programda Baro Başkanımız Av. Veli KÜÇÜK, ülke ve kent gündemine dair görüş ve düşüncelerini paylaştı.
Salgın hastalık koronavirüsten en fazla etkilenen kesimlerin başında yargı camiasının ve meslektaşlarının geldiğini, hakim-savcıların ücretli izinde olduklarını, sosyal ve özlük haklarını alabildiklerini ancak bu dönemde HSK’nın aldığı kararla yargıdaki sürelerin 30 Nisan 2020 tarihine kadar ertelenmesinden ötürü serbest, bağlı ve sigortalı çalışan avukatların ve yardımcı personellerinin bu süreçten çok olumsuz etkilendiklerini ifade etti.
Ülkemizin, salgın hastalık riski nedeniyle insanların sadece kendilerini değil çevresindekileri de koruması gerektiğini bilim insanlarının önerilerinin mutlaka yaşama geçirilmesini dile getirdi.
“5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜNÜ KUTLAYAMIYORUZ”
Programda 5 Nisan Avukatlar Günü hakkındaki düşüncelerinin sorulması üzerine; “ Süreler durduruldu, duruşmalar yapılmıyor, tebligatlar gönderilmiyor, tutuklu ve acil işer dışında mahkemeler dava görmüyor. Bu süreci meslektaşlarımız en az hasarla atlatabilmeli. Çeşitli önlemler alındı, fakat zorunlu giderlerle ilgili unsurlar halen yaşama geçirilmedi. Bunu işyeri kapatılan esnaflar adına da, işçiler adına da söylüyorum. Hukukun evrensel ilkeleri ve sosyal devlet ilkesi ön plana çıkartılmak suretiyle Adana Barosu olarak bu sürecin takipçisi olacağız. Türkiye Barolar Birliği’ne çağrıda bulunuyorum. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonundan ihtiyaç sahibi meslektaşlarımıza kaynak aktarılması gerekmektedir. Devletin 100 milyarlık kaynaktan da meslektaşlarımıza kira, personel ve zorunlu giderlerle ilgili ödenek sağlanmasını bekliyoruz. Biz 5 Nisan Avukatlar Gününü malasef salgın nedeniyle kutlayamıyor olmanın burukluğunu da yaşıyoruz.” dedi
TBMM'ye sunulan ve yaklaşık 90 bin kişinin yararlanacağı ifade edilen terör suçları, uyuşturucu, cinsel suçlar, kasten öldürme suçlarının kapsam dışında olduğu infaz düzenlemesine ilişkin kanun teklifinin de eksikliklerinden bahsetti.
Tüm uyarılara rağmen özellikle ‘Terör suçu' kapsamının yeniden düzenlenmesinin dikkate alınmamasının sakıncalarını anlattı.
Bilindiği gibi Terörle Mücadele Kanunu'nun 4'üncü maddesi çok geniş bir yelpazeyi terör suçu sayıyor ve uygulamada ise bu yelpaze de aşılmak suretiyle uygulanıyor. Bu açıdan baktığınızda gazetecilerin bu yasadan yararlanamayacakları da görülmektedir. Hem hukuksal açıdan bir reform sayılması ve hem de virüsün yayılma hızı ile doğru orantılı etkili bir sonuç doğurması için Terörle Mücadele Kanunundaki ‘Terör Suçları' tanımının değiştirilmesi ve her şeyi terör suçu sayan anlayıştan vazgeçilerek düşünce açıklamak suretiyle işlenmiş suçların terör suçu kapsamından çıkarılması zorunluluktur.
Denetimli serbestlik süresi uzatılarak ve cezanın infaz süresi kısaltılarak sadece cezaevlerinin rahatlatılması amacının da taşınmaması lazım.
Cezada adaleti sağlayıp, adalet ve infaz mekanizmalarında çağ dışı uygulamaların önüne geçilmelidir”
Adalet ve Kalkınma Partisi Adana İl Başkanı Mehmet Ay, YSK tarafından Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar’ın mazbatasının iptal etmesinin hukuki bir karar olmadığı yönündeki görüşlerinden ötürü, kendisini eleştirmesini de değerlendirdi.
“BAROLAR KONUŞMAYACAKSA KİM KONUŞACAK ?”
Ceyhan İlçe Belediye Başkanı Kadir Aydar ile ilgili seçimlerin üzerinden 1 yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra, Yüksek Seçim Kurulunun adrese teslim kararıyla geriye dönük hukuksuz değerlendirme ile seçmen iradesi de yok sayılarak mazbatasını iptal etmesinin hukuksuz olduğunu ifade ettiğimden ötürü eleştirmesini doğru bulmuyorum. Böyle bir durumda Barolar konuşmayacaksa kim konuşacak. Birbirimizi anlayışla ve saygıyla karşılamalıyız.
Yüksek Seçim Kurulu kararı ile halk iradesi yok sayılmış ve demokrasi yerle yeksan edilmiştir. Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar'ın seçimlerden bir yıl sonra aday olma yeterliliğinin bulunmadığı gerekçe gösterilerek hukuksuz şekilde görevden alınması; salgın hastalık tehlikesi, işsizlik ve ekonomik sorunlarla boğuştuğumuz, toplumsal birlikteliğe ve kenetlenmeye en çok ihtiyacımızın olduğu bu günlerde yapılması gereken son şey olmalıdır.
Çağdaş ve demokratik ülkelerde kabul edilemez.
“BELEDİYELERİN BAĞIŞ KABUL ETMESİ HUKUKİDİR”
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, koronavirüs salgınından etkilenen yurttaşlar için bağış kabul eden belediyeleri engellemek amacıyla valiliklere gönderdiği genelge ile, valiliklerden izin alınmadan bağış toplayan belediyelere soruşturma açılması talimatı verilmesinin, İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyelerinin bağış için açıkladığı banka hesaplarına da bloke konulmasının kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiğini belirtti.
“Burada kamu yararı vardır. İçişleri Bakanlığı engelleyemez. Bir Genelge Kanunu değiştiremez. Valilik izni gerekmez!
5393 sayılı Belediye Kanunun:18/g, 38/I ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 28. Maddeleri belediyelerin bağış toplayabileceğini açıkça belirtmektedir. Genelge kanundan üstte değildir.
Ne yazık ki yurttaş, sorunları nesnel olarak tespit eden, halkı doğru bilgilendiren bir sorumluluk yerine temelsiz ve hukuka aykırı bir uygulamayla karşı karşıya bırakılmıştır.”
ifadelerini kullandı.